Bir eser düşünün, Pablo Picasso’ya ait ama yaklaşık 80 yıldır gözlerden uzak bir aile koleksiyonunda tutulmuş ve neredeyse kamuda hiç görülmemiş. “Çiçekli Şapkalı Kadın, Dora Maar” 1943 tarihli tuval üzerine yağlı boya eser, 24 Ekim 2025 tarihinde, Lucien Paris tarafından Hôtel Drouot'da düzenlenen müzayedede satışa çıkana dek gözlerden uzak tutulmuş. Eser, açık artırma öncesine kadar sadece fotoğraf sanatçısı Brassaï'nin (1899-1984) Picasso’nun atölyesinde çektiği bir fotoğraf karesinde ve sanat tarihçi/eleştirmen Christian Zervos'un (1889-1970) Picasso için yaptığı katalogda siyah beyaz bir reprodüksiyon aracılığıyla biliniyor. Tablo, 2025 yılında düzenlenen müzayedede 37,2 milyon dolara satılmıştır. Bu rakam Fransa'da, 2025 yılının en yüksek açık artırma rakamı olarak kayıtlara geçmiş ve yapıt, sanatçının Fransa'da satılan en pahalı ikinci eseri olmuştur.


Gelelim eserin yaratıcısına, Pablo Picasso (1881-1973) yaratıcılığı ve düş dünyasının çok katmanlı yapısı ile tanıdığımız ünlü İspanyol ressam, heykeltıraş, sahne tasarımcısı, şair ve oyun yazarıdır. Picasso, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından biri. Picasso olarak tanıdığımız sanatçı aslında “Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruizy Picasso” ismine sahip. Picasso, sanat tarihine kübizm akımını hediye eden bir dahi. Profesyonel anlamdaki yetkinliğinin yanı sıra tam bir aşk adamı. Sadece sanat yaşamıyla değil özel hayatı ile de döneminde çok dikkat çeken bir figür. Özellikle resimlerine konuk ettiği modelleri ile aşk yaşadığı bilgisini hakkında yazılan yazılardan ve çekilen filmlerden de biliyoruz. Bu anlamda hayatına ve sanatına iz bırakmış en önemli kadınlardan biri olan Dora Maar ismiyle tanıdığımız (Henriette Théodora Markovitch 1907-1997) kadın figürüne ait bir portre üzerine konuşacağız bugün.

Henüz portreye geçmeden Dora Maar’ı da biraz tanımak gerekir. Henriette Théodora Markovitch (1907-1997), bildiğimiz adıyla Dora Maar, Pablo Picasso’nun tuvallerine yansıyan ilham perilerinden biri olmuştur. Dora Maar aslında önemli bir sürrealist kadın sanatçıdır. Paris’te André Lhote’un atölyesinde, École de Photographie de la Ville de Paris, Union Centrale des Arts Décoratifs ve Académie Julian’da eğitim almıştır. Fotoğraf çeker, resim yapar ve şiir yazar. Dora Maar’ın sevgilisi Picasso’nun ünlü Guernica (1937) tablosunun oluşum sürecinde de çektiği fotoğraflar ile destek sağladığı bilinmektedir. Picasso ile ilişkilerinin bitmesi üzerine yaşadığı psikolojik yıkım sonucu, iki yıl psikiyatr Jacques Lacan gözetiminde klinik tedavi görmüştür. Bu döneminde resme yönelen Dora Maar, resimlerinde duyusal, kişisel betimlemeler ve manzaralar üretmiştir.

Bugün 1943 tarihli tuval üzerine yağlı boya tekniğinde yapılmış, “Çiçekli Şapkalı Kadın (Dora Maar)” resmi üzerine konuşacağız. Eser, Picasso’nun Dora Maar ile ilişki yaşadığı dönemde yaptığı birçok portreden biridir.

Pablo Picasso, Buste de femme au chapeau à fleurs (Dora Maar), 1943, Özel Koleksiyon
Şimdi biraz da resmin dilini konuşalım; resim kübist teknikte resmedilmiş bir portre eseri. Tuval üzerine yağlı boya bir eser. Portrenin bölümleri konturlar ile şekillendirilmiş. Resmin genelinde olduğu gibi fonda da kübist bölümleri izliyoruz. Resmin fonu (arka planı) açık sarı, bal rengi tonlarında resmedilmiş olsa da resmin genelinde koyu renkler ve tonları hakim. O nedenle eserde karamsar bir hava izliyoruz. Bunun iki sebebi olabilir; Picasso artık Dora ile ilişkilerinin biteceğini biliyor ve o nedenle eserde koyu ve kasvetli tonlara yönelmiş. Dora’nın da bu duyguları hissettiğini ve dolayısıyla modelin ruh halinin de esere yansıdığını söyleyebiliriz. İkincisi ise içinde bulundukları dönemin çalkantılı siyasi yapısı; Nazi işgali altındaki Paris’te resmedilmesi. Bu eseri daha önce Dora Maar’ı defalarca resmeden Picasso’nun diğer resimleriyle karşılaştırınca, Maar'ın bu portresi, önceki portrelerine kıyasla daha üzgün duruyor, hatta ağlıyor olduğu söylenebilir. Eser tamamen tuvali kaplıyor. Dora’nın başından göğsüne kadar adeta çerçevenin içine sıkışmış olduğunu gözlemliyoruz. Sanki ilişkilerindeki zorlu dönemi ifade eden bir sıkışmışlığı yansıtmış Picasso. Dora’nın içsel hüznünü ifade etmiş.


Eserin portresine odaklandığımızda, ilk etapta siyah koyu konturlar halinde resmedilen gözlerin dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Kübist bir tarzda kabaca yapılmış olsa da gözlerdeki üzgün ve korku dolu ifadeyi hissedebiliyoruz. Sonrasında yüze hakim olan çiçek formu ve birbiri içine geçmiş renkli çizgisel formlar dikkatimizi çekiyor. Bu bağlamda Picasso’nun bir dönem Afrika maskları üzerine çalışmalar yaptığını ve bu çalışmaların eserlerine yansıdığını söyleyebiliriz. Yüz olduğundan daha dar ve uzun şekillendirilmiş, burun abartılı, kulak ise olması gereken yerde değil yani yüze daha yakın resmedilmiş. Portre çalışılırken yoğun bir deformasyon uygulanmış. Yüzün yapısı değiştirilmiş, yani yapı bozumuna uğratılmış; oranlarıyla ve yerleriyle oynanmış. bu anlattığım özellikler yine saç ve şapka resmedilirken de bu yöntemler kullanılmış. Deformasyon, Picasso’nun resimsel anlamda karakteristik bir özelliği.
Dora’nın kıyafetini incelediğimizde ise ağırlıklı olarak siyah ve gri tonların hakim olduğu, daha çizgisel fırça hareketleri ile boyanmış bir alan izliyoruz. Oldukça karamsar bir giyim ve son derece sade. Figürün başındaki şapka ise kabaca resmedilmiş ve adeta saçla bütünleşmiş gibi duruyor.
Picasso, Dora’yı çiçekler içerisinde resmetmiş olsa da aslında sevdiği kadının hüznünü hissettirmiş. Sonu yaklaşan bir aşkın izlerini taşıyor adeta. Büyük bir aşkın, bir mücadelenin yorgun savaşçısı Dora’yı izliyoruz tuvalde.

Copyright © 2021 Semra Ay Çırpan. Tüm Hakları Saklıdır.
Fotoğraf & Tasarım: Roll Yapım